



1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı
Meme Kanseri Nedir? Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucunda gelişen meme kanseri, çoğunlukla süt kanallarında (duktuslar) veya süt üreten bezlerde (lobüller) ortaya çıkmaktadır. Meme kanseri erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden gelişebilir. Hastalık ilerledikçe çevre dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Buna karşılık, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi ve uygun tedaviye zamanında başlanması; tedavi seçeneklerinin artmasına, tedavi başarısının yükselmesine ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle meme kanserinde farkındalığın artırılması, uygun yaş grubundaki kadınların düzenli taramalara katılması ve memede ortaya çıkan olağan dışı değişikliklerin gecikmeden değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Meme Kanseri Neden Önemlidir? Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda önemli bir hastalık ve ölüm nedenidir. 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konulmuş, yaklaşık 694 bin kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Aynı yıl itibarıyla yaklaşık 8,2 milyon kadının son beş yıl içerisinde meme kanseri tanısı almış olarak hastalıkla yaşadığı tahmin edilmektedir. Meme kanseri, kadınlarda yeni tanı konulan kanserlerin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Ülkemizde de her yıl yaklaşık 32 bin kadına meme kanseri tanısı konulmaktadır. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskinin yaklaşık her 16 kadından birinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu veriler, meme kanserinin kadın ve toplum sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Ancak meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi başarısını artırabilmekte ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlayabilmektedir. Meme kanserinde erken tanı mümkündür. Erken tanının en önemli araçlarından biri ise düzenli taramadır. Meme Kanseri Farkındalık Ayı Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ekim ayı “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak değerlendirilmektedir. Bu ay boyunca yürütülen farkındalık çalışmalarıyla toplumun meme kanseri konusunda bilgilendirilmesi; risk faktörleri ve belirtiler konusunda bilinç oluşturulması; kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılımının artırılması ve erken tanının önemi konusunda toplumsal farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır. Meme Kanseri Farkındalık Ayı, özellikle “Belirti ortaya çıkmasını beklemeden taramanızı yaptırın.” mesajının toplumun her kesimine ulaştırılması açısından önemli bir fırsattır. Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir? Meme kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişinin kendini sağlıklı hissetmesi veya herhangi bir şikâyetinin bulunmaması, meme kanseri olmadığı anlamına gelmez. Belirti vermeyen meme kanserlerinin erken dönemde tespit edilmesinde düzenli taramalar önemli bir yere sahiptir. Meme kanserinin en sık görülen belirtilerinden biri, memede genellikle ağrısız, zamanla büyüyebilen bir kitlenin ele gelmesidir. Bununla birlikte, memede veya çevresindeki dokularda ortaya çıkan her değişiklik kanser anlamına gelmemekle birlikte, aşağıdaki belirtiler meme kanserinin habercisi olabilir ve mutlaka dikkate alınmalı, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Memede veya koltuk altında ele gelen kitle ya da şişlik, Memenin şekil veya boyutunda belirgin değişiklik, Meme cildinde kalınlaşma, kızarıklık veya portakal kabuğu görünümü, Meme ucunda içe çekilme veya çöküntü, Meme ucunda kabuklanma veya ciltte çekilme, Meme başından, özellikle kendiliğinden gelen kanlı akıntı, Koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde şişlik ya da kitle. Meme Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir? Meme kanseri, genetik, hormonal, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle gelişebilen bir hastalıktır. Bazı risk faktörleri değiştirilemezken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle bazı risklerin azaltılması mümkündür. Meme kanseri gelişme riskini artırabilen başlıca faktörler şunlardır: İleri yaş, Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, BRCA1 ve BRCA2 gibi meme kanseriyle ilişkili genlerde kalıtsal değişikliklerin bulunması, Erken yaşta adet görmeye başlamak ve geç yaşta menopoza girmek, Hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumu ileri yaşta yapmak, Hiç emzirmemiş olmak, Menopoz sonrası hormon tedavisi kullanmak, Yoğun meme dokusuna sahip olmak, Özellikle menopoz sonrası dönemde fazla kilolu veya obez olmak Yetersiz fiziksel aktivite, Alkol kullanımı, Tütün ve tütün ürünleri kullanımı, Risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilemez. Bununla birlikte düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması ve alkol kullanılmaması meme kanseri riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Risk faktörlerinin bulunmaması meme kanseri gelişmeyeceği anlamına gelmediği gibi, risk faktörlerinden bir veya birkaçının bulunması da mutlaka meme kanseri gelişeceği anlamına gelmez. Bu nedenle tüm kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılması önemlidir. Meme Kanserinde Erken Teşhisin Önemi Meme kanseriyle mücadelede erken tanı büyük önem taşımaktadır. Hastalığın erken evrede, henüz meme dokusuyla sınırlıyken tespit edilmesi; tedavi seçeneklerinin artmasına, tedavi başarısının yükselmesine ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle, meme kanserinin herhangi bir belirti vermeden önce tespit edilmesine olanak sağlayan düzenli taramalar, meme kanseriyle mücadelede önemli bir halk sağlığı uygulamasıdır. Bakanlığımız tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi amacıyla belirlenen yaş grubundaki kadınlara ücretsiz tarama hizmeti sunulmaktadır. Tarama programlarının yaygınlaştırılması ve toplumun bu hizmetlere katılımının artırılması, meme kanserinin erken dönemde yakalanmasına ve tedavi süreçlerinin daha erken başlatılmasına katkı sağlamaktadır. Meme kanserinde erken tanı için belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin. Bakanlığımızın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden yararlanarak yaşınıza uygun taramanızı zamanında yaptırın. Erken tanı, tedaviye daha erken başlanmasına ve daha iyi sağlık sonuçlarına ulaşılmasına katkı sağlar. Meme Kanserinde Erken Tanı ve Ücretsiz Tarama Hizmetleri Bakanlığımız tarafından Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesine yönelik tarama hizmetleri sunulmaktadır. Meme kanseri taramaları birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Mobil Kanser Tarama Araçları aracılığıyla ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir. Ulusal Meme Kanseri Tarama Standartları 20 yaşından itibaren: Kadınların kendi kendine meme muayenelerini yapmaları, memelerinde meydana gelebilecek değişikliklerin farkında olmaları ve olağan dışı bir değişiklik fark etmeleri durumunda sağlık kuruluşuna başvurmaları önerilmektedir. 20 yaşından itibaren: Yılda bir klinik meme muayenesi yapılması önerilmektedir. 40–69 yaş arası: Yılda bir klinik meme muayenesi ve iki yılda bir mamografi yapılması önerilmektedir. Unutmayın: Meme kanseri taraması, herhangi bir şikâyeti olmayan kadınlarda hastalığı erken dönemde tespit etmek amacıyla yapılır. Tarama yaş grubundaysanız belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanın. Memede veya meme çevresinde yeni ve olağan dışı bir değişiklik fark ederseniz, tarama zamanını beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Meme Kanserinde Tedavi Seçenekleri Nelerdir? Meme kanseri, her hastada farklı özellikler gösterebilen bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi planı; hastalığın türü ve evresi, tümörün biyolojik ve moleküler özellikleri, hormon reseptör durumu, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek oluşturulur. Tedavi süreci, farklı uzmanlık alanlarından sağlık profesyonellerinin bir arada değerlendirme yaptığı multidisipliner bir yaklaşımla planlanır. Meme kanserinde başlıca tedavi yöntemleri şunlardır: Cerrahi tedavi: Tümörün çıkarılmasını ve gerekli durumlarda çevresindeki dokuların veya lenf bezlerinin değerlendirilmesini ya da çıkarılmasını amaçlar. Kemoterapi (ilaç tedavisi): Kanser hücrelerinin yok edilmesi veya çoğalmasının ve yayılmasının engellenmesi amacıyla kullanılan sistemik ilaç tedavisidir. Radyoterapi (ışın tedavisi): Kanser hücrelerini yok etmek veya hastalığın bulunduğu bölgede yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla yüksek enerjili ışınların kullanıldığı tedavidir. Hormon tedavisi: Hormon reseptörü pozitif meme kanserlerinde, östrojen ve/veya progesteron gibi hormonların kanser hücreleri üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla uygulanır. Hedefe yönelik tedaviler: Kanser hücrelerinde bulunan belirli moleküler özellikleri hedef alan ilaçlarla uygulanan tedavilerdir. İmmünoterapi: Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı yanıtını güçlendirmeyi veya düzenlemeyi amaçlayan tedavilerdir. Uygun hastalarda ve belirli tümör özelliklerinin varlığında kullanılabilir. Tedavi yöntemi ve tedavilerin hangi sırayla veya birlikte uygulanacağı, her hastanın özelliklerine göre belirlenir. Erken evrede tespit edilen meme kanserinde tedavi başarısı ve sağkalım sonuçları ileri evre hastalığa göre daha olumludur. Bu nedenle meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesi, tedaviye zamanında başlanması ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kanserde Erken Tanı Hayat Kurtarır Meme kanseriyle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesi ve kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılımının artırılması önemli bir halk sağlığı hedefidir. Meme kanseri taraması, hastalık henüz belirti vermeden tespit edilmesine olanak sağlayarak erken tanıya katkıda bulunur. Bu nedenle kadınların belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden yaşlarına uygun taramalarını zamanında yaptırmaları önemlidir. 40–69 yaş arasındaki kadınlar, iki yılda bir mamografi taramasından ücretsiz olarak yararlanabilmektedir. Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle tüm kadınları sağlıklarını ertelememeye, yaş gruplarına uygun tarama programlarına zamanında katılmaya ve fark ettikleri olağan dışı değişiklikleri gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaya davet ediyoruz. “Vakit kaybetme, taramanı erteleme.” “Farkında ol, erken tanı ile güçlü ol” “Kanserde erken teşhis, hayat kurtarır”
Şanlıurfa Karaköprü Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi
Şanlıurfa Karaköprü Seyrantepe Aile Sağlığı Merkezi olarak bölgemizdeki vatandaşlarımıza birinci basamak sağlık hizmeti sunmaktayız. Aile hekimliği, aile sağlığı elemanlığı, anne çocuk sağlığı, aşılama ve kronik hastalık takibi hizmetleri verilmektedir.
İLETİŞİME GEÇİNKADROMUZ
Hatice Özbil Zengin
Uzman Hekim
Seher Karakış Kazci
Uzman Hekim
Emine Sima İspir
Hekim
Kande Benzer
Ebe
Ayşe Kaya Demirkazık
Hemşire
Özden Demir
Hemşire
SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ
Bağlı Olunan İSM
TSM / İlçe Sağlık Müdürlüğü
DUYURULAR
1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı
Meme Kanseri Nedir? Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucunda gelişen meme kanseri, çoğunlukla süt kanallarında (duktuslar) veya süt üreten bezlerde (lobüller) ortaya çıkmaktadır. Meme kanseri erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden gelişebilir. Hastalık ilerledikçe çevre dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Buna karşılık, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi ve uygun tedaviye zamanında başlanması; tedavi seçeneklerinin artmasına, tedavi başarısının yükselmesine ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle meme kanserinde farkındalığın artırılması, uygun yaş grubundaki kadınların düzenli taramalara katılması ve memede ortaya çıkan olağan dışı değişikliklerin gecikmeden değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Meme Kanseri Neden Önemlidir? Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda önemli bir hastalık ve ölüm nedenidir. 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konulmuş, yaklaşık 694 bin kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Aynı yıl itibarıyla yaklaşık 8,2 milyon kadının son beş yıl içerisinde meme kanseri tanısı almış olarak hastalıkla yaşadığı tahmin edilmektedir. Meme kanseri, kadınlarda yeni tanı konulan kanserlerin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Ülkemizde de her yıl yaklaşık 32 bin kadına meme kanseri tanısı konulmaktadır. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskinin yaklaşık her 16 kadından birinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu veriler, meme kanserinin kadın ve toplum sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Ancak meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi başarısını artırabilmekte ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlayabilmektedir. Meme kanserinde erken tanı mümkündür. Erken tanının en önemli araçlarından biri ise düzenli taramadır. Meme Kanseri Farkındalık Ayı Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ekim ayı “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak değerlendirilmektedir. Bu ay boyunca yürütülen farkındalık çalışmalarıyla toplumun meme kanseri konusunda bilgilendirilmesi; risk faktörleri ve belirtiler konusunda bilinç oluşturulması; kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılımının artırılması ve erken tanının önemi konusunda toplumsal farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır. Meme Kanseri Farkındalık Ayı, özellikle “Belirti ortaya çıkmasını beklemeden taramanızı yaptırın.” mesajının toplumun her kesimine ulaştırılması açısından önemli bir fırsattır. Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir? Meme kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişinin kendini sağlıklı hissetmesi veya herhangi bir şikâyetinin bulunmaması, meme kanseri olmadığı anlamına gelmez. Belirti vermeyen meme kanserlerinin erken dönemde tespit edilmesinde düzenli taramalar önemli bir yere sahiptir. Meme kanserinin en sık görülen belirtilerinden biri, memede genellikle ağrısız, zamanla büyüyebilen bir kitlenin ele gelmesidir. Bununla birlikte, memede veya çevresindeki dokularda ortaya çıkan her değişiklik kanser anlamına gelmemekle birlikte, aşağıdaki belirtiler meme kanserinin habercisi olabilir ve mutlaka dikkate alınmalı, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Memede veya koltuk altında ele gelen kitle ya da şişlik, Memenin şekil veya boyutunda belirgin değişiklik, Meme cildinde kalınlaşma, kızarıklık veya portakal kabuğu görünümü, Meme ucunda içe çekilme veya çöküntü, Meme ucunda kabuklanma veya ciltte çekilme, Meme başından, özellikle kendiliğinden gelen kanlı akıntı, Koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde şişlik ya da kitle. Meme Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir? Meme kanseri, genetik, hormonal, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle gelişebilen bir hastalıktır. Bazı risk faktörleri değiştirilemezken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle bazı risklerin azaltılması mümkündür. Meme kanseri gelişme riskini artırabilen başlıca faktörler şunlardır: İleri yaş, Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, BRCA1 ve BRCA2 gibi meme kanseriyle ilişkili genlerde kalıtsal değişikliklerin bulunması, Erken yaşta adet görmeye başlamak ve geç yaşta menopoza girmek, Hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumu ileri yaşta yapmak, Hiç emzirmemiş olmak, Menopoz sonrası hormon tedavisi kullanmak, Yoğun meme dokusuna sahip olmak, Özellikle menopoz sonrası dönemde fazla kilolu veya obez olmak Yetersiz fiziksel aktivite, Alkol kullanımı, Tütün ve tütün ürünleri kullanımı, Risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilemez. Bununla birlikte düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması ve alkol kullanılmaması meme kanseri riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Risk faktörlerinin bulunmaması meme kanseri gelişmeyeceği anlamına gelmediği gibi, risk faktörlerinden bir veya birkaçının bulunması da mutlaka meme kanseri gelişeceği anlamına gelmez. Bu nedenle tüm kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılması önemlidir. Meme Kanserinde Erken Teşhisin Önemi Meme kanseriyle mücadelede erken tanı büyük önem taşımaktadır. Hastalığın erken evrede, henüz meme dokusuyla sınırlıyken tespit edilmesi; tedavi seçeneklerinin artmasına, tedavi başarısının yükselmesine ve hastalığa bağlı olumsuz sonuçların azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle, meme kanserinin herhangi bir belirti vermeden önce tespit edilmesine olanak sağlayan düzenli taramalar, meme kanseriyle mücadelede önemli bir halk sağlığı uygulamasıdır. Bakanlığımız tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi amacıyla belirlenen yaş grubundaki kadınlara ücretsiz tarama hizmeti sunulmaktadır. Tarama programlarının yaygınlaştırılması ve toplumun bu hizmetlere katılımının artırılması, meme kanserinin erken dönemde yakalanmasına ve tedavi süreçlerinin daha erken başlatılmasına katkı sağlamaktadır. Meme kanserinde erken tanı için belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin. Bakanlığımızın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden yararlanarak yaşınıza uygun taramanızı zamanında yaptırın. Erken tanı, tedaviye daha erken başlanmasına ve daha iyi sağlık sonuçlarına ulaşılmasına katkı sağlar. Meme Kanserinde Erken Tanı ve Ücretsiz Tarama Hizmetleri Bakanlığımız tarafından Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesine yönelik tarama hizmetleri sunulmaktadır. Meme kanseri taramaları birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Mobil Kanser Tarama Araçları aracılığıyla ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir. Ulusal Meme Kanseri Tarama Standartları 20 yaşından itibaren: Kadınların kendi kendine meme muayenelerini yapmaları, memelerinde meydana gelebilecek değişikliklerin farkında olmaları ve olağan dışı bir değişiklik fark etmeleri durumunda sağlık kuruluşuna başvurmaları önerilmektedir. 20 yaşından itibaren: Yılda bir klinik meme muayenesi yapılması önerilmektedir. 40–69 yaş arası: Yılda bir klinik meme muayenesi ve iki yılda bir mamografi yapılması önerilmektedir. Unutmayın: Meme kanseri taraması, herhangi bir şikâyeti olmayan kadınlarda hastalığı erken dönemde tespit etmek amacıyla yapılır. Tarama yaş grubundaysanız belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanın. Memede veya meme çevresinde yeni ve olağan dışı bir değişiklik fark ederseniz, tarama zamanını beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Meme Kanserinde Tedavi Seçenekleri Nelerdir? Meme kanseri, her hastada farklı özellikler gösterebilen bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi planı; hastalığın türü ve evresi, tümörün biyolojik ve moleküler özellikleri, hormon reseptör durumu, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek oluşturulur. Tedavi süreci, farklı uzmanlık alanlarından sağlık profesyonellerinin bir arada değerlendirme yaptığı multidisipliner bir yaklaşımla planlanır. Meme kanserinde başlıca tedavi yöntemleri şunlardır: Cerrahi tedavi: Tümörün çıkarılmasını ve gerekli durumlarda çevresindeki dokuların veya lenf bezlerinin değerlendirilmesini ya da çıkarılmasını amaçlar. Kemoterapi (ilaç tedavisi): Kanser hücrelerinin yok edilmesi veya çoğalmasının ve yayılmasının engellenmesi amacıyla kullanılan sistemik ilaç tedavisidir. Radyoterapi (ışın tedavisi): Kanser hücrelerini yok etmek veya hastalığın bulunduğu bölgede yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla yüksek enerjili ışınların kullanıldığı tedavidir. Hormon tedavisi: Hormon reseptörü pozitif meme kanserlerinde, östrojen ve/veya progesteron gibi hormonların kanser hücreleri üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla uygulanır. Hedefe yönelik tedaviler: Kanser hücrelerinde bulunan belirli moleküler özellikleri hedef alan ilaçlarla uygulanan tedavilerdir. İmmünoterapi: Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı yanıtını güçlendirmeyi veya düzenlemeyi amaçlayan tedavilerdir. Uygun hastalarda ve belirli tümör özelliklerinin varlığında kullanılabilir. Tedavi yöntemi ve tedavilerin hangi sırayla veya birlikte uygulanacağı, her hastanın özelliklerine göre belirlenir. Erken evrede tespit edilen meme kanserinde tedavi başarısı ve sağkalım sonuçları ileri evre hastalığa göre daha olumludur. Bu nedenle meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesi, tedaviye zamanında başlanması ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kanserde Erken Tanı Hayat Kurtarır Meme kanseriyle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesi ve kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılımının artırılması önemli bir halk sağlığı hedefidir. Meme kanseri taraması, hastalık henüz belirti vermeden tespit edilmesine olanak sağlayarak erken tanıya katkıda bulunur. Bu nedenle kadınların belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden yaşlarına uygun taramalarını zamanında yaptırmaları önemlidir. 40–69 yaş arasındaki kadınlar, iki yılda bir mamografi taramasından ücretsiz olarak yararlanabilmektedir. Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle tüm kadınları sağlıklarını ertelememeye, yaş gruplarına uygun tarama programlarına zamanında katılmaya ve fark ettikleri olağan dışı değişiklikleri gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaya davet ediyoruz. “Vakit kaybetme, taramanı erteleme.” “Farkında ol, erken tanı ile güçlü ol” “Kanserde erken teşhis, hayat kurtarır”
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü
Her yıl 10 Ekim’de anılan Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruh sağlığının önemine dikkat çekmek, ruhsal sorunlarla yaşayan bireylere yönelik damgalanmayla mücadele etmek ve ihtiyaç duyan herkesin uygun desteğe erişmesini teşvik etmek için önemli bir fırsattır. 2026 yılı teması, Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından “Yaşanmış Deneyimler Duyulsun: Gerçek Sesler, Gerçek Değişim” (Lived Experiences Heard: Real Voices, Real Change) olarak belirlenmiş olup Dünya Sağlık Örgütü de bu tema çerçevesinde küresel çalışmalar yürütmektedir. Tema, ruh sağlığı sorunlarıyla ilgili yaşanmış deneyime sahip bireylerin bilgi ve deneyimlerinin, ruh sağlığı politika ve hizmetlerinin planlanması, geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçlerine anlamlı biçimde yansıtılmasının önemini vurgulamaktadır. Deneyimlerin dikkate alınması; bireylerin hizmetlere erişimde karşılaştıkları güçlüklerin, ihtiyaçlarının ve hizmet sunumunda geliştirilmesi gereken alanların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Ruh sağlığı sorunlarıyla yaşayan veya geçmişte bu sorunları yaşamış bireyler; ruh sağlığı hizmetlerine başvuru, değerlendirme, tedavi, izlem ve iyileşme süreçlerine ilişkin doğrudan deneyime sahiptir. Bu deneyimler, mesleki bilgi ve bilimsel kanıtları tamamlayan önemli bir bilgi kaynağı olup sağlık hizmetlerinin bireylerin gerçek ihtiyaçlarına daha duyarlı, erişilebilir ve kişi merkezli biçimde geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu yaklaşım aynı zamanda ruhsal bozukluklarla ilişkili damgalama ve ayrımcılığın azaltılması, bireylerin hizmetlere ilişkin ihtiyaç ve beklentilerinin daha iyi anlaşılması, kişi merkezli hizmetlerin güçlendirilmesi ve ruh sağlığı hizmetlerinin niteliğinin geliştirilmesi açısından da değerlidir. Dünya Sağlık Örgütünün Mental Health Atlas 2024 verilerine göre, ülkelerin yalnızca %45’i ruh sağlığı hizmetlerinin planlanması, sunulması veya izlenmesinde yaşanmış deneyime sahip bireyler ile aile ve bakım veren gruplarıyla sürekli iş birliği yürüttüğünü bildirmiştir. Bu veri, deneyim sahibi bireylerin ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesine anlamlı katılımının güçlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Ruh sağlığı; bireyin düşünme, hissetme, ilişki kurma ve günlük yaşamını sürdürme biçimini etkileyen, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesi; bireylerin yaşam kalitesinin artırılmasının yanı sıra aile yaşamının desteklenmesi, toplumsal katılımın güçlendirilmesi ve toplum sağlığının geliştirilmesi açısından da önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar kişi, diğer bir ifadeyle her yedi kişiden yaklaşık biri, bir ruhsal bozuklukla yaşamaktaydı. Bu küresel tablo, ruh sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyacın boyutunu ortaya koymaktadır. Ruhsal sorunların erken fark edilmesi, kişilerin uygun değerlendirme ve desteğe zamanında ulaşması ve bakımın sürekliliğinin sağlanması; sorunların ağırlaşmasını önlemeye ve yaşam kalitesini korumaya yardımcı olmaktadır. Öte yandan dünya genelinde her yıl 720 binden fazla kişi intihar nedeniyle yaşamını yitirmekte olup intihar, 15-29 yaş grubunda üçüncü önde gelen ölüm nedenidir. Bu veriler, ruhsal sorunlarda erken desteğin ve intiharı önleme çalışmalarının gerekliliğini açıkça göstermektedir. Ruhsal sorunlarla yaşayan bireyler, yaşadıkları güçlüklerin yanı sıra damgalanma ve ayrımcılıkla da karşılaşabilmektedir. Tanıları nedeniyle yeteneklerinin peşinen sorgulanması, eğitim ve çalışma yaşamından dışlanmaları, sosyal ilişkilerde mesafeyle karşılanmaları veya görüşlerinin dikkate alınmaması bunun örnekleridir. Damgalanma, kişilerin yardım aramasını geciktirebilir; hizmetlerden yararlanmalarını ve iyileşme süreçlerini güçleştirebilir. Bu nedenle ruh sağlığı alanında hizmetlere erişimi artırırken önyargılarla mücadele etmek, bireylerin haklarına ve insan onuruna saygıyı güçlendirmek de gerekmektedir. Bakanlığımız Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ruh Sağlığı Dairesi Başkanlığı; ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesi, ruhsal sorunların önlenmesi ve ihtiyaç duyan bireylerin uygun desteğe erişmesi amacıyla planlama, eğitim ve koordinasyon çalışmaları yürütmektedir. Bu çalışmalar kapsamında Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan psikososyal destek hizmetleri, bireylerin birinci basamakta destek almasına imkân sağlamaktadır. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri ise ağır ruhsal bozukluklarla yaşayan bireylerin toplum içinde izlenmesini ve desteklenmesini sağlayan toplum temelli hizmetlerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ruh Sağlığı Dairesi Başkanlığı, çocukların psikososyal gelişiminin desteklenmesinden davranışsal bağımlılıklarla mücadeleye; intiharın önlenmesinden afet ve toplumsal travmalar sonrasında psikososyal desteğe uzanan farklı alanlarda çalışmalar yürütmektedir. Birinci basamak sağlık çalışanlarına ve halka yönelik eğitimler, bu çalışmaların önemli bir parçasıdır. Ayrıca sorun yönetimi, psikolojik ilk yardım, çalışanlara destek ve yas sürecine yönelik programlarla farklı grupların ihtiyaçlarına uygun destek sunulması amaçlanmaktadır. Bu çalışmalar, ruh sağlığı desteğinin yaşamın farklı dönemlerinde daha ulaşılabilir olmasına katkı sağlamaktadır. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Bakanlığımız koordinasyonunda 81 ilde, İl Sağlık Müdürlükleri aracılığıyla farkındalık ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülmesi planlanmaktadır. Bu faaliyetlerde ruh sağlığının korunması, ruhsal sorunlarda erken destek almanın önemi, damgalamayla mücadele ve başvurulabilecek sağlık hizmetleri hakkında toplumun bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Halkın yoğun olarak bulunduğu alanlarda bilgilendirme stantları kurulması, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin psikososyal destek hizmetlerinin tanıtılması ve ihtiyaç duyan bireylerin uygun hizmetlere yönlendirilmesi öngörülmektedir. Üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, spor kulüpleri ve özel sektör temsilcileriyle iş birliği içinde seminerler, söyleşiler, eğitimler ve farkındalık etkinlikleri düzenlenmesi planlanmaktadır. İl Sağlık Müdürlüklerinin çalışmalarında “Ruh Sağlığı ve İyilik Hâli”, “Ruh Sağlığı Hizmetlerine Erişim”, “Damgalamayla Mücadele” ve “Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Yaşanmış Deneyimlerin ve Katılımın Önemi” başlıklarına yer verilmesi hedeflenmektedir. Deneyimlerini paylaşmak isteyen bireylerin katılımında gönüllülük, aydınlatılmış onam ve mahremiyet esas alınacaktır. Etkinliklerde ve medya paylaşımlarında damgalayıcı ifadelerden kaçınılması; intihar gibi hassas konularda ise yöntem ayrıntısı verilmemesi, olayların sansasyonel biçimde sunulmaması ve başvurulabilecek destek kaynaklarına yer verilmesi gibi Dünya Sağlık Örgütünün sorumlu habercilik önerilerinin gözetilmesi gerekmektedir. Etkinliklerin daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla yerel basın ve sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna duyurulması ve paylaşımlarda #DünyaRuhSağlığıGünü etiketinin kullanılması öngörülmektedir. Ruhsal sorunlar yaşayan bireyler ve yakınları; aile hekimlerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine ve hastanelerin psikiyatri polikliniklerine başvurarak destek alabilir. Kişinin kendisine veya başkasına zarar verme riskinin bulunduğu acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruh sağlığının herkesin yaşamını ilgilendirdiğini ve hizmetlerden yararlanan bireylerin deneyimlerinin bu hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini hatırlatmaktadır. Bakanlığımız; ruhsal sorunlarla yaşayan bireylerin damgalanmadan destek alabildiği, yakınlarının ihtiyaçlarının gözetildiği, erişilebilir, kişi merkezli, hak temelli ve toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde sürdürmektedir. Kaynaklar Dünya Sağlık Örgütü. World Mental Health Day 2026. https://www.who.int/campaigns/world-mental-health-day/2026 Dünya Sağlık Örgütü. Mental disorders, 11 Eylül 2026. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/mental-disorders Dünya Sağlık Örgütü. Mental Health Atlas 2024. Cenevre: Dünya Sağlık Örgütü; 2025. ISBN: 978-92-4-011448-7. Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu. World Mental Health Day 2026. https://wfmh.global/news/2026.26-08-11_world-mental-health-day-2026 Dünya Sağlık Örgütü. Suicide, 28 Ağustos 2026. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/suicide Dünya Sağlık Örgütü. Preventing suicide: a resource for media professionals, update 2023. Cenevre: Dünya Sağlık Örgütü; 2023.
MERKEZ VİDEOLARI
BİLGİLENDİRİCİ VİDEOLAR
Sağlık konularında hazırlanan bilgilendirme videolarını izleyebilirsiniz.
EĞİTİM VE PROJELER
Sigara Kullanımını Değerlendirme Ölçeği
Aşağıdaki linke tıklayarak Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün sitesinde yer alan "Sigara Kullanımını Değerlendirme Ölçeği" ile nikotin bağımlılık düzeyinizi öğrenebilirsiniz. https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/sigara-kullanimini-degerlendirme-olcegi
Herkes İçin Sağlık Projesi
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün "Herkes İçin Sağlık" - projesine https://his.saglik.gov.tr/tr adresinden erişebilirsiniz. Bu sayfada merak ettiğiniz halk sağlığına yönelik bilgilere erişebilirsiniz.















English
العربية